Vallahi Özür Dilemem

Yrd. Doç. Dr. Şükran Yaşar

Biliyor musunuz ben adımı pek sevmem, eski moda falan olduğu için değil. Nenemin, dedemin adı falan da değil. Var bi hikâyesi uzun etmeyelim… Sebebi anlamı yüzünden, insanların isimlerinin manalarını taşıdıklarını düşünürüm.  İsmim tüm ruhuma öyle sinmiş ki kendimi sürekli lüzumlu lüzumsuz, hak eder hak etmez bir teşekkür ve minnet fırtınası içerisinde buluyorum. En kısa sürede ismimi değiştirmeyi düşünüyorum ama nasıl karşılanır bilemiyorum. Şöyle kendime Zafer, Muzaffer, Zeyna, Asena gibi bir isim bulacağım. Öyle Şirin, Gözde, Canım, Su, Taş Yağmur gibi sevgi kelebeği ya da Kızılderili ismi falan değil…
Şimdi bu saçma girişle niye başladım. Arkadaşım ben yerli yersiz herkese teşekkürü borç bilip herkese şükranlarımı sunarken kendisini bir şey zanneden bir güruh yaratıyorum ya, konu özür meselesiyle bağdaşacak da ondan.
Ben-biz niye sürekli özür diliyorum-diliyoruz?
Aman efendim İslam aslında öyle bir din değildir. Aman efendim gerçek Müslüman bir sineği bile incitmez. Canım efendim o işin aslı öyle değil de böyledir, vs…
İslamofobi olarak Haçlı artıkları tarafından yeniden adlandırılan ve yapılandırılan bu kampanya ilk değil aslında. Malum ilki Haçlı seferleri olup Kutsal Beldeleri “kâfirlerin”(!) elinden almak için yapılmıştı. Bu tanımlama her ne kadar bizim cepheden kana dokunsa da, karşı cepheden kendi içerisinde tutarlı bir tanımlamadır. Şehvetle üstümüze çuvallanıp yıllardır kanımızı hem mecazi hem gerçek manada emen bu asalaklar şimdi emellerini rahat gerçekleştirebilmek ve kendilerini haklı çıkarmak adına “bir İslami terör” heyulası yarattılar. Ve biraz tarihi ve istihbari bilgisi olan birisi çok iyi bilir ki –terör- dediğiniz şeyin arkasında mutlaka bir legal- gerçek devlet vardır.Peki, İslam ve terör kelimeleri yanyana gelir mi, gelebilir mi? Gelir! Müslüman ve terör olarak bal gibi yanyana gelir. Önce çuvaldızı kendimize batıralım, sonra iğneyi nasıl olsa bir yere batırabiliriz.