Türk Müziğinin Beste Madeni Selahattin İçli

Yrd. Doç. Dr. Fatma Gökdel

20. yüzyıl bestecilerine ve yapılan bestelere bakıldığı zaman, Cumhuriyet dönemi ile birlikte büyük formda eserlere yönelişin azaldığı görülür. 20. yüzyılın ikinci yarısı daha çok, şarkı ve fantezi türünün işlendiği bir dönem olmuştur. Geç klasikler diyebileceğimiz; Ali Rıfat Çağatay, Rakım Erkutlu, Suphi Ziya Özbekkan, Münir Nurettin Selçuk, Alaeddin Yavaşça, Bekir Sıtkı Sezgin, Cinuçen Tanrıkorur, Erol Sayan, gibi bestecilerin büyük formlarda klasik ekole bağlı eserleri de mevcuttur. 
Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, klasik ekole bağlı, klasik üslubu sürdürmeye çalışan bestecilerin başında Dr. Suphi Ezgi gelir. Hakim olan ve gittikçe yaygınlaşan, Hacı Arif Bey üslubudur. III. Selim Dönemi’nde başlayan romantik anlayış, en olgun anlatımına Hacı Arif Bey’in şarkılarında kavuşmuştur. Rasim Bey, Leyla Saz, Bimen Şen, Şerif İçli, Lem’i Atlığ, Suphi Ziya Özbekkan, Rakım Elkutlu, Zeki Arif Ataergin, Fehmi Tokay, Cevdet Çağla gibi isimler, form ve estetik açısından romantik dönemin son temsilcileri sayılırlar. Bu bestekârlar, fasıl tarzının yanında şarkı da yapmışlardır. 
20. yüzyılın ortalarına kadar besteciler, klasik formda eserler yapmaya devam etmiş, şarkı formuna fazla rağbet etmemişlerdir. 19. yy’ın ortalarında itibaren şarkı, hızla çoğalan, devrin ünlü bestecileri tarafından da kullanılan bir şekil olmuştur. Hacı Arif Bey, Şevki Bey gibi büyük besteciler bu formun o dönemdeki önemli isimleridir.
Yaşadıkları dönemin musikisinden çok, geleceğe yönelik modern bir anlayışla beste yapan, klasik müziği çok iyi özümsemiş, kendilerine özgü bir ifade tarzı geliştirmiş olan Hüseyin Saadettin Arel, İsmail Baha Sürelsan, bazen klasik üslupta, bazen güncel anlayışta besteler yapan Münir Nurettin Selçuk ise, kendine mahsus, rindane bir tavrı sergiler.