Orta Doğu Neresi?

İlkay Küçük

 Adem’in dünyaya inişinden günümüze değin ‘insanlığın’ izini bıraktığı her millet ve her inanış için ‘kutsal olan topraklardır Ortadoğu. Kavganın, kargaşanın asla dinmediği ve insanların huzurla nefes aldığı nadir yerdir. Büyük savaşların koptuğu, peygamberlerin indiği  ve medeniyetin yükseldiği şehirler hep buradadır. Tarihte birçok ülke, medeniyet, millet barındıran bu toprakların adı günümüze kadar sürekli değişmişti. Bugün ise buraya tüm dünya ‘Ortadoğu’ diyor. Peki ‘Ortadoğu’ tam olarak neresidir? Kime göre ‘orta’? Neye göre ‘doğu’? Literatürde ‘Ortadoğu’ sınırları olarak doğrudan bir coğrafya kastedilememektedir. Kesin hatlarla çizilmiş, belirlenmiş bir coğrafi sınır yoktur. Nasıl ki Ortabatı ya da Ortagüney diye tabir edilen bir coğrafi sınır yoksa Ortadoğu diye de bir yer bir sınır yoktur. Bu terim tamamen siyasal bir kavramdam ibarettir. Yaşanılan güncel siyasi gelişmelere göre bu coğrafyanın da sınırları değişmektedir. Örneğin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılması ardından gelişen dünya siyasi dengeleri gereği Kafkas coğrafyası da Ortadoğu sınırlarına dahil edilmeye başlanmıştır. Bir başka bakış açısıyla; Soğuk Savaş yıllarındaki Ortadoğu ile 2000’li yıllardaki Ortadoğu sınırları değişmiştir. Bölgenin sınırlarını dar manada tabir etmek gerekirse; Anadolu ve Mezopotamya, Basra Körfezi ve Mısırın Kuzeyi, Güneybatı Basra’yı içerir. Yani eski imparatorluk yolunun doğusudur. Bu sınır Mısır, ardından Afganistan’ı da içermiştir. 1990’lı yıllarda ise SSCB’nin dağılması ardından Kafkasalara doğru sınırlar yükselerek genişlemiştir. Bu manada ise Ortadoğu tabiri artık ‘Büyük Ortadoğu’ olmuştur.