Fetihler Ufku 'Tekirdağ'

Sezai Kurt

ekirdağ, Marmara Denizi’nin kuzeybatı kıyısındaki Trakya topraklarında yer alır. Coğrafi konumu sebebiyle stratejik önem taşıyan bir geçiş bölgesidir. Tekirdağ çok eski çağlardan beri Anadolu-Trakya, dolayısıyla Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir geçiş köprüsü olmuştur. Dünya şehri İstanbul’a uzaklığı ise sadece 120 km’dir. 
Tekirdağ, tarihî boyunca birçok kültüre ev sahipliği yaparken tarih boyunca değişik kavim ve milletler de il topraklarına hâkim olmuştur. 
Tekirdağ sahil şeridinde yapılan kazı ve araştırmalarda Neolitik döneminden (ilk toprağa yerleşme dönemi) insan toplumunun gelişmesinde bir devrim olarak kabul edilmektedir. (MÖ 8000–5000) Kalkolitik Çağ (köy şeklindeki yerleşmelerin gelişimi, bakır ve madenciliğin başlaması (MÖ 5000–3000), İlk Tunç Çağı’na (Tuncun ortaya çıkarak madenciliğin gelişmesi, beyliklerin oluşması) ait yerleşmeler bulunmuştur. 
Tekirdağ yöresi, MÖ 1200’lerde Trakların yurduydu. Heredotos’a göre kent, Sisam göçmenleri tarafından “Bizanthe” veya “Besanthe” adıyla kuruldu. Antik Çağ’da Yunanlıların “Rhaidestas”, daha sonra Romalıların “Rhaedestus” olarak adlandırdığı şehir Orta Çağ’da “Rodosto” adıyla anılır. Osmanlıların Tekirdağ’ı fethinden itibaren (1357) “Rodosçuk” diye anılmıştır. Osmanlı tarihlerinde, fermanlarında, Divan-ı Hümâyun vesikalarında, mezar taşlarında daima bu isim kullanılır. 1732’den itibaren Rodosçuk ismi bırakılıp “Tekfurdağı” adı kullanılmaya başlanmıştır. 
Cumhuriyet devrine (1923) kadar kent, Tekfurdağı adıyla anıldı ve yazıldı. Bu tarihten itibaren de şehrin adı “Tekirdağ” olarak kullanılmaya başlandı.